Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul Salonu'ndaki 81’inci Genel Kurul görüşmelerinde katılımcılara hitap etti. “Öncelikle bir üzüntümü ifade etmek isterim” diyen Erdoğan, “Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti’nin değerli başkanı Sayın Mahmud Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık, vicdanları yaralamaktadır.

Bilinmesini isterim ki, Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da, bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi, özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacak, Filistin halkının mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, bugün bir kez daha Filistin Devleti’ni henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.

26 Haziran 1945'te Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi: 'Biz Birleşmiş Milletler halkları, bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, adaletin korunması ve antlaşmadan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik.' demişlerdi. Anlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti ama insanlık halen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor” ifadelerini kullandı. ‘GAZZE HALKI YIKINTILARIN ALTINDA SEVDİKLERİNİ ARIYOR’ Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'den Ukrayna ve Rusya'ya, Myanmar'dan Darfur'a, İran'dan Lübnan'a 250 bin insanın hayatını kaybettiğini anımsatarak, “Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşadı.

Yüz binlercesi doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yalnızca Gazze'de son 3 yılda çoğu çocuk ve kadın 74 bin kardeşimiz İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu.

Gazze halkı halen yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor, eşlerinin, çocuklarının, anne-babalarının naaşlarını çıkarıyor. İsrail’in saldırılarında ellerini-ayaklarını kaybetmiş masum yavrular, tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalışıyor.

Gazze’deki hastanelerde, yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70’inden fazlası şu anda hizmet veremiyor. Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba, bir dede olarak, bu kürsüde içim parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım: Gazze, bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir.

Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir. Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır.