Bursa’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen, ‘İletişim Yüzyılı: Güçlü İletişim-Etkin Kamu Eğitimi Programı’ kapsamında, kamu iletişimi konulu eğitim semineri düzenlendi. Seminere, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Kevser Öztürk, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürü Ali Fuad Gölbaşı, 500 kamu personeli, basın mensupları ve davetliler katıldı.

Seminerin açılış konuşmalarını yapan İletişim Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, “Bizler iletişimi yalnızca bilgi aktarmak, bir açıklama yapmak veya bir duyuruyu kamuoyuyla paylaşmak olarak görmüyoruz. İletişimi; devlet ile vatandaş arasındaki bağın güçlendirilmesi, doğru bilginin toplumla buluşturulması ve ülkemizin ulusal ve uluslararası alanda doğru anlaşılmasına katkı sunulması açısından önemli bir sorumluluk alanı olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. ‘İLETİŞİMİN KÖKLÜ BİÇİMDE DEĞİŞTİĞİ BİR DÖNEMDEYİZ’ İçinde bulunduğumuz dönemde iletişimin daha etkin ve stratejik bir kullanımla sağlandığını vurgulayan Şahin, “İçinde bulunduğumuz dönem, yalnızca iletişim araçlarının değil, anlamın, etkinin ve stratejinin de köklü biçimde değiştiği bir dönemdir.

Artık iletişimin yalnızca haberlerden, televizyon yayıncılığından, gazetelerden ve sosyal medya platformlarından oluştuğunu söyleyemeyiz. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki yapay zeka modellerinin konuşulduğu, algoritmaların geliştirildiği ve bu algoritmalar aracılığıyla belirli güç odaklarının söylemlerinin desteklendiği bir dönemin içindeyiz.

Bu sistemlerde, hakim güçlerin ifadelerini öne çıkaran ve onların anlayışını benimsetmeye çalışan yaklaşımlarla da mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı. ‘HAKİKATİ ORTAYA ÇIKARMADA NE KADAR BAŞARILI OLDUĞUMUZU GÖRÜYORLAR’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya 5’ten büyüktür’ sözünü yeniden hatırlatan İletişim Başkan Yardımcısı Şahin, “Cumhurbaşkanımızın bu sözünün ardından dünya değişmeye ve uyanmaya başladı. Türkiye’nin Gazze konusundaki hassasiyetini ortaya koyan söylemler, bugün başta Birleşmiş Milletler olmak üzere dünyanın dört bir yanında fark edilir, hissedilir ve içselleştirilir hale geldi.

Gazze’de yaşananları soykırım olarak ilk dile getirdiğimizde, bunun dünya genelinde bu ölçüde bir tepkiye yol açacağını öngöremeyenler ve bu söylemle mücadele etmek adına farklı yöntemler geliştirenler, bugün hakikatin ortaya çıkarılması konusunda ne kadar başarılı olduğumuzu ve ne kadar doğru bir söylemin tarafında bulunduğumuzu bir kez daha görüyorlar. Bugün milyonlarca insan aynı gelişmelere tanıklık edebiliyor ancak birbirinden tamamen farklı gerçeklik algılarına sahip olabiliyor.

Sizlerin de bildiği gibi iletişim alanındaki rekabet, yalnızca içerik üretimi üzerinden değil, anlamın ve gündemin şekillendirilmesi üzerinden de yürütülüyor” dedi. Hakikat ve dezenformasyon arasındaki mücadeleye dikkat çeken Şahin, “Burada üzerinde durmak istediğim önemli konulardan biri, hakikat ile dezenformasyon arasındaki mücadeledir.

Özellikle kriz dönemlerinde bir haber, manipülatif bir görüntü veya kasıtlı olarak üretilmiş bir içerik, çok kısa sürede toplumsal endişeye dönüşebiliyor. Hatta bu durum, iletişim alanında ‘infodemi’ olarak adlandırılan bir noktaya ulaşabiliyor. ‘İnfodemi’ kavramı, İngilizcedeki ‘information’ (bilgi) ve ‘pandemic’ (salgın) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.