Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, aralarında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve İtamar Ben-Gvir’in de bulunduğu 35 sanık yargılanıyor. Dava devam ederken, konuya ilişkin olarak aktivistler ve müşteki avukatları tarafından Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması düzenlendi.
Açıklamada ilk konuşmayı Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) Başkanı Avukat Enes Kafadar yaptı. Kafadar, evrensel yargı yetkisi kapsamında açılan davanın ilk duruşmasının görüldüğünü belirterek, “Gazze'de işlenen soykırım vicdanlarda derin yaralar açtı, bu yaralar uluslararası toplumun adalet arayışını körükledi ve adalet arayışı daha önce hiç olmadığı kadar güçlü hale geldi.
Bu gelişmeler neticesinde İsrail ve yetkilileri aleyhine hem uluslararası mahkemelerde hem de ‘evrensel yargı yetkisi’ prensibiyle ulusal mahkemelerde peş peşe tarihi davalar açılmaya başlandı” dedi. Kafadar, sözlerine şöyle devam etti: “İçeride görülen bu dosya, yalnızca sivil insani yardım filolarına yönelik haksız müdahalelerin yargılandığı dar kapsamlı bir dava değildir.
İddianamede de net bir şekilde ifade edildiği üzere; bu eylemler, sivil nüfusa karşı yürütülen sistematik aç bırakma ve yok etme politikasının, yani doğrudan ‘soykırım’ ve ‘insanlığa karşı suçların’ açık denize uzanan bir parçasıdır. Bugün insani yardım filolarında bulunan ve suçtan zarar gören mağdurlar bizzat mahkeme heyeti huzurunda ifadelerini verdi ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan o ağır suçları, maruz kaldıkları eziyetleri tüm ayrıntılarıyla anlattılar.
Yıllardır susturulmaya çalışılan hakikatler, şu an mahkeme tutanaklarına resmi olarak geçmektedir.” ‘20 ÜLKEDE HUKUKİ SÜREÇ SÜRÜYOR’ Global Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Hukuk Danışmanı Avukat Hüseyin Dişli ise filolara yapılan saldırıların ardından pek çok ülkede hukuki süreçler başlattıklarını belirtti. Dişli, “Şu anda sadece 2025 yılındaki müdahalelerle, saldırılarla ilgili olarak 20 ülkede hukuki süreç devam ediyor.
Bu süreçleri en önde götüren ülke Türkiye. 16 Ekim’de İtalya Roma Başsavcılığı bir basın bülteni yayınladı.
Bizim burada söylediğimiz iddiaların gerçekliği orada da ifade edilmiş oldu. Roma Başsavcılığının ifadesine göre, Avrupa adli iş birliği kapsamında 11 Avrupa ülkesiyle beraber yeknesak bir delil sistemi kuruldu ve soruşturmalarda bir eşgüdüm sağlandı” dedi. ‘ÖNEMLİ SONUÇLAR ALACAĞIMIZA İNANIYORUZ’ Filoya karşı işlenen suçların savcılığın iddianamesinde ifade edildiği gibi soykırım bağlamında ele alınması gerektiğini ifade eden Dişli, “26 Mayıs 2026 tarihinde Uluslararası Ceza Mahkemesine bir başvuruda bulunmuştuk.







Yorumlar 0
Yorumlar yalnızca üyeler tarafından gönderilebilir ve editör onayından sonra yayınlanır.
Yorum yapabilmek için ücretsiz hesabınızla giriş yapmanız gerekiyor.