Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’ndeki akademik ve sanatsal çalışmalarının ardından geleneksel çiniciliğe hayatını adayan Mehmet Gürsoy (76), 1975 yılında tarihe gömülmeye yüz tutmuş 16'ncı yüzyıl İznik ve Kütahya çini tekniklerini canlandırmak için çalışmalarına başladı. Uzun uğraşlar sonucu unutulan orijinal renkleri ve saray kompozisyonlarını icra etmeyi başaran usta sanatçı, 1986 yılında Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yarışması'nda 3 büyük ödül kazandı.

Başarılarını uluslararası alanda da sürdüren Gürsoy, 2009 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından 'Yaşayan İnsan Hazinesi' ilan edildi. Sanatçıya son olarak Üsküdar Üniversitesi senatosu tarafından 'Yüksek İnsani Değerler Ödülü' takdim edildi. Gürsoy'a Dumlupınar Üniversitesi tarafından da 'Fahri Doktor' unvanı verildi.

Gürsoy, Kütahya Merkez'e bağlı Pirler Mahallesi'nde bulunan Germiyan Sokağı'ndaki 'Mehmet Gürsoy Çini Atölyesi' nde çini sanatını gelecek kuşaklara tanıtmaya devam ediyor. KRALİYET AİLESİNE TÜRK HAMAMINDAN, KATA EMİRİ'NİN MALİKANESİNE ÇİNİLER Dünya genelinde 74 sergi açarak Türk çini kültürünü tanıtan Mehmet Gürsoy, imza attığı prestijli uluslararası projelerle dikkat çekiyor.

Londra’da İngiliz Kraliyet ailesi için özel bir Türk hamamı ve SPA merkezi tasarlayan Gürsoy, Katar Emiri'nin Doha ve Londra'daki malikanelerini de çinilerle süsledi. Yurtiçinde ise Çırağan Sarayı’nın yüzme havuzu duvarlarıyla, İstanbul Tersane’deki tarihi yapının lobisini çinilerle donatan Gürsoy, 'Ustalık eserim' dediği son çalışmasını ise Levent'teki Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde gerçekleştirdi.

Camideki tüm çini çalışmalarının kendi imzasını taşıdığını belirten usta sanatçı, Lütfen gidin görün. Daha önce mimaride hiç uygulanmamış kompozisyonlar uyguladık, çünkü Yaradan’ın evini süsledik ifadelerini kullandı. 'ÇİNİ ATEŞİN OYUNUDUR' Çini sanatının felsefesi ve estetik anlayışına değinen Gürsoy, Tarihin derinliklerinde olup yapılamaması beni kamçıladı.

Yola çıktık Allah da yardım etti Pek çok çabamız sonucunda orijinal renkleri ve kompozisyonları tekrar hayata geçirdik. Onlara sadık kalarak yeniden eserler de yapmaya başladık. En önemlisi Kraliyet ailesine Londra'da Türk hamamı yaptım.

Orada da bir spa merkezi yaptık. Günümüzde İstanbul'da Çırağan Sarayı'nda bir çalışmamız var.